1- Cem Yılmaz

Türkiye’de eğlence dünyasına stand up mesleğini kazandıran şahsiyet… Hala bu meslekte rakipsiz. Sahne dünyasındaki başarısını sinema ve reklam dünyasına da taşıdı. Reklam dünyasında yarattığı karakterlerle çalıştığı markalara, sinema dünyasında yarattığı karakterlerle de şahsi servetine büyük katkıları oldu.

Karakterleri nasıl yaratıyor?
Sahnede daha çok kendi karakterini yaratmakla ilgilenen birisi oldum. Belli bir kariyer belirlemeyip raslantıyla çıktığım için sahneye, hep Cem Yılmaz karakterini nasıl oluşturabilirim diye düşündüm. Sonrakiler biraz daha kolay oldu. Sinemada canlandıramayacağım karakterleri kendime yazmıyorum. Mesela, “Ali karakteri 1,90 boyundadır mavi gözlüdür. Sahneden koşarak gelir” gibi şeyler yazmıyorum. Komedyenlik açısından da, çok fazla fiziksel komedi yapan bir adam da değilim. Bir tık görsele önem verirken bir tık da zihinsel komedi yapmaya çalışıyorum. Daha sosyal… Benim işlerimde genellikle o ana kadar yapılmamış olması hissiyatı daha belirgin oluyor.

Ajanslarla nasıl çalışıyor?
Dahil olduğum reklamların her aşamasına müdahil olurum. Çalıştığım bütün markaların reklam ajansları var elbette. Onlarla kooperatif çalışmaya özen gösteriyorum. Onları kooperatif çalışmaya yönlendiriyorum. Bir fikrim olduğu zaman söylerim, bilmiyorsam bilmiyorum derim. Bildiğim şeyi gizleyemem. “Şu kadar para veriyoruz sana şu bildiğini de söyleme” yok yani. Kooperatif çalışmak konusunda zorlandığım oluyor tabii ki. Çünkü bazen sizin gibi kalabalık geliyorlar. Ben de teker teker gelin demek zorunda kalıyorum. Çünkü istiyorum ki değişik bir şey yapayım. Bazı toplantılarda etrafın ilgisiyle çok uğraşıyorum. Reklamın da bazen çok kısa zamanda üretilmesi gerekiyor. Anlık reaksiyonlara anlık buluşlar yapmanız gerekebiliyor. Reklamcılık çok dinamik bir dünya ve çoğu zaman da o kadar vaktiniz olmuyor.

Ali Taran hakkında ne düşünüyor?
En az dahil olduğum reklam filmleri Ali Taran’la yaptığım reklam filmleridir. Çünkü işine bireysel ve karmaşık yaklaşmıyor. O da benim gibi çok net bir çözümle geliyor. Çalışması tabii ki kolay birisi değil, ama ortaya çıkardığı neticeler itibariyle ölçülebilir, “buluşçu” bir kimsedir. Yani o varken ben de buluşçuyum deyip ortaya yeni bir şey koymama gerek yok. Yalnızca biraz daha optimum hale getirmek için bir iki fikir söylüyorum.

Çevresinden nasıl besleniyor?
Herkese sorarım. Biz çok kalabalık bir kadro değiliz. Mesela filmlerde içerikle ilgili ağabeyimle beraber çalışırız. Benim her zaman etrafımda benden daha komik insanlar olmuştur. Yani “benim arkadaş grubumda en komik benim” diye bir şey hatırlamıyorum, doğruyu söyleyeyim.

Dil meselesi
Wiro reklamını çekmeden aylar öncesinde bir tane altyazılı film yapalım fikrine sahiptim. İçerik olarak ne dediğimi değil de bu yabancı dil, altyazı ile ilgili çok şaka üretilebileceğini düşünüyorum. Dil mizah yapan adamın en iyi malzemesidir. O yüzden dil ayırmam. Mesela Gora filmi İngilizce başlar, Arog’da başka dillerde konuşuluyor. Gösterilerimde de var. Japonca bir film yapalım gibi fikirlerim bir kenarda duruyor zaten.

Masada insanları nasıl etkiliyor?
Bir bebek kadar saf otururum toplantı masasına. Bildiğim şeyleri söylerim, ama bilmediğim şeyleri de söylerim. Dolayısıyla daha akıllı görünürüm. Görünmek de değil, öyle algılanırım. Bana hiç kimse bilmediğimden sormaz. Reklamların üretim aşamasında yazıp, çizip, slogan üretirken sürekli denetlerim. “Böyle bir şey diyorsunuz, ama bu var mı gerçekten” gibi… Varsa söylerim reklamda, yoksa söyleyemem, yapamam.

Reklamlarında oynadığı markalar memnun mu?
Reklamların firmalara dönüşlerini takip ediyorum. Memnuniyetsiz ayrıldığımız bir marka hatırlamıyorum ama kendim münferit olarak “bu reklam filmi diğerleri kadar çalışmadı fikrine” kapılmışımdır. Mesela yeni başlayan Türk Telekom filmlerinin çok komik olmadığına dair bir kamuoyu oluştu. Birbirini takip eden işlerde oluyor bu. Ama insanlar çıkış noktasını hatırlamıyorlar. Bir marka gelip diyor ki benim 43 tane anlatmam gereken şey var her birinin 40 saniye olması lazım diyor. Yapıyorsunuz, komik değil diyor. O zaten komik değil ki…

Komik olma beklentisi
Komik olmam beklentisi aslında yok. Firmalar reklamın ilgi çekmesini, duyulmasını, konuşulmasını istiyorlar. Komik olması bonus bir şey. Reklam filminin komik olması meselesi, enstrümanlardan birini kullanmak gibi bir şey. Fakat reklam ajansları genelde bana o amaçla gelmiyorlar. Kendim hoşuma gittiği için, çalıştığını düşündüğüm için, güzel de bir alan olduğu için reklam filmlerimde mizah var.

Marka ayrımı yapıyor mu?
Yıllardır bir marka var… İsmini söylemem, ama ben kaba tabirle her boşa çıktığımda benimle çalışmak ister. Hiç de çalışamaz. Büyük, yerli bir marka. Fiyatta anlaşamadık hiç. Doğruyu söylemek gerekirse reklam filmlerine biraz para harcayan firmalarla çalıştım şimdiye kadar.

Cem Yılmaz’a göre pazarlama nedir?
Herkes güne kendini pazarlamak için başlıyor. “Bugün güler yüzlü başlayayım, böyle devam ettireyim… Bugün hangi tişörtü giyeyim?” Bunlar da aslında pazarlama. Reklam eğer insanın kendini beğendirmek için kendine eklediklerinden ise, benimki hala bir dost sohbetinde komik olmak kadar naiftir. Eğer para kazanmak için kendimi komik yapmaya çalıştığımı düşünüyorsanız, bu bir iş veya bir pazarlama tekniği değil bende. Bir varoluş ve insanlarla iletişim kurma şekli…

Parasını nereye yatırıyor?
Okan’ın (Bayülgen) Doğan Apartmanı’ndaki daireleri bitirmesini bekliyorum. Bitirince alacağım onları. Tabii ki ciddi değilim. Gayrimenkule şimdiye kadar hiç yatırım gözüyle bakmadım. İhtiyaç olarak aldım hep, hiç de satmadım. Ben yalnızca paramı çarçur etmemeye çalışırım. Borsa gibi enstrümanlarla ilgili bilgim kısıtlıdır. O nedenle öyle maceralara girmem. Tasarruflarım yastık altından bir tık daha yukarıda.

Arabaları…
Büyütülen bir konu bu. Araba koleksiyonu olan birisi değilim. Çünkü gerçekten koleksiyon yapan insanlar var. Bir tüketim malzemesi olarak bazı insanların bir arabası olur, bazılarının üç olur o kadar. Bazısının beş olabilir. Ama o kadar, dört… Benzer işi yapıp benzer para kazanan birçok kişi bu otomobilleri aldılar. Güzel o arabalar… “Biz almayacağız” diye yola çıkıp “Biz onun gibi olmayacağız” deyip nedense parayı denkleyince aldılar aynı arabaları.

Nasıl para harcıyor?
Kazandığım paramı kendim harcarım. Her türlü masrafımı kendim yaparım. Çok para harcamam. Kredi kartı kullanıyorum, ama hesabımı bilirim. Ekstremi sürekli görmem, ama çok fazla alışveriş yapan bir kimse olmadığım için sadece bir sayfa olur ekstrelerim. Bir ay gelir kalemim bir ikiyse ciddi gider kalemlerim de 3-4 taneyi geçmez ekstrede. Parayı en çok yaptığım işlere harcıyorum. En cömert olduğum yer orası gerçekten.

4 Yorumlar

  1. Halil EFE
    Posted 03 Ağustos 2009 at 10:57 | Permalink

    Başladığınız ve başarıya ulaştırdığınız bu işin çok verimli ve çok güzel olduguna inandıgımı belirtmek isterim. Öyleki yapmış olduğunuz bu seçme ile belirtilmiş olan Beyler ve Bayanlara ilham kaynağıda olmuşsunuzdur. Çünkü Türkiyenin en iyi dergilerinden birisi olan TURKİSHTİME da, Türkiyenin en yaratıcı 50 ismi olarak açıklanmak bu insanların içinde bulundukları işi daha verimli hale getirmelerini sağlayacaktır… Ben sahsen seçilmiş olan ustalarımın kendi haklarıyla başarıya ulaştıklarına inanıyorum. Yapmış olduğunuz bu seçimde onlara bir ödül olucaktır…. Son olarak belirtmek istediğim şey ise Listenin birinci sırasında Büyük komediye, stand up, yönetmen, oyuncu, nasıl hidap etmek isterseniz edin Cem YILMAZ’ı görmüş olmaktan büyük mutluluk duydum. Almış olduğu bu birinciligi sonuna kadar hak ettiğine inanıyorum… TEŞEKKÜRLER TİME

  2. mehmet
    Posted 10 Ağustos 2009 at 18:51 | Permalink

    yaraticilik nerede ki? yani bununla ilgili bi done ne biliyim ah bu adam da sunu yapti ondan yaratici diyeceginiz bir sey? biz de ah! 40 yil dusunsem aklima gelmezdi, cok yaratici desek hani?

  3. Posted 29 Ocak 2010 at 21:52 | Permalink

    Sanırım eski çağlarla zamanenin farklılıklarından biridir bu ya da birisi olması için özel bir çaba harcanıyor belkide. Eskiden bir toplumun en yaratıcı 50 insanı seçilmesi gerektiğinde bu liste düşünür, filozof, bilim adamlarıyla başlar ve hiyerarşik bir tarzda sanatçılar, devlet erkanı, vesaire şeklinde ilerlerdi.
    Bu ilste bir açıdan bakıldığında listeye girmiş isimlerin işlerini ne kadar iyi yaptıklarını gösterse de, diğer ve bence doğru olan açıdan da bu listenin üst sıralarını işgal etmesi gereken düşünür, bilim adamı, aydın tayfasının işlerini ne kadar kötü yaptıklarını göstermektedir aslında.

  4. Can
    Posted 23 Ağustos 2010 at 23:52 | Permalink

    tanrım, cem yılmazı 50 en yaratıcı türk listesinde bir numaraya oturtan nedir çok merak ettim.yoksa o irite türk telekom reklamlarımı? yapmayın rica edicem

Yorum yazın

Doldurulması zorunlu alan *

*
*

Dilerseniz bu HTML kodlarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copyright © 2009 Ommedya Sponsor: Payback-Group