Tasarım denen olgunun en “derin” haline ulaşmış olsa gerek. Onun elinden çıkan formlar eksile eksile sarsılmaz bir denge noktasına ulaşıyor sanki. Dünyevi yüklerinden uzak, ne bir eksik, ne bir fazla. Dünyanın yeni yeni keşfettiği sadelik, onun 40 yıllık öyküsünün anahtarı.
Türk tasarım dünyasının gerçek duayenlerinden ve dünyanın en iyi 100 tasarımcısından biri kabul edilen Aziz Sarıyer’in başarılarla dolu 40 yıllık tasarım hayatının anahtar kelimeleri, sadelik ve fark yaratmak. Güçlü bir anlatım diliyle neredeyse oyunsu, yalın formlara ulaşmak ya da en kısa cümleyle en anlamlı sözü söylemek… Dünyevilikle derdi yok belli, tasarımı diğerleriyle bir iletişim aracı olarak görüyor. Ne kadar az şeye ihtiyaç duyarsa o kadar özgür hisseden Sarıyer, “Kendimi özgürleştirmek isterken, daha özgür ürünler ortaya çıkarmaya başladım galiba…”diyor. Başarının sırrını ise tek bir kelimeyle tarif ediyor. İçtenlik…
Dünyaca ünlü Moroso, Zeritalia ve Cappellini firmalarına tasarım yapan Aziz Sarıyer, Ron Arad, Karim Rashid, Christophe Pillet gibi büyük isimlerle aynı kulvarda yer alıyor. Çalışmaları Wallpaper, Frame, Interni, Box International gibi önemli tasarım dergilerinin ‘en iyiler’ başlıkları altında yer alırken, Derin Design markasını taşıyan mobilyaları dünyanın 45 ülkesinde satılıyor.
Dünya O’nu konuşuyor
Sarıyer’in Türkiye’deki çok yönlü çalışmalarına Alparda ve Vitra gibi eski, Hamam gibi yeni markaları örnek gösterebiliriz. Aziz Sarıyer imzasının, çalıştığı firmalara geri dönüşümü de çok yönlü. Türkiye’de tasarıma ilk yatırım yapan firmalardan biri olan Alparda için Sarıyer, “farklı bakış açısıyla, yüksek bir nüveyle başladı bu işe” diyor. Alparda firmasına hazırladığı 2007 koleksiyonun çeşitli fuarlarda yer almasıyla marka, dünya basınının da ilgisini çekmeyi başardı. Alparda, Aziz Sarıyer imzasını taşıyan bu koleksiyonuyla İstanbul Design Week 2006 arkasından Köln Orgatec fuarında “farklı bir ifade, yeni bir bakış açısı” sözleriyle tanımlandı. Batı ülkelerinde distribütörlük ve acentelikler için anlaşmalara imza atan Alparda, şu sıralarda adını ihracat başarıları ile duyuruyor. Sarıyer, Hamam için ise kendi deyimiyle ‘banyo örtüleri’ tasarlıyor.
Hep bir adım önde
Onun tasarımında üretim sistemi, teknik ve malzeme geleneksel olsa da yansıttığı işlerde geleceğe dönük alternatifler var. Diğer bir deyişle naif bir bakış açısıyla geleceği anlatmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Bu onun mizacıyla da örtüşüyor. Malzemeye ve teknolojiye ters düşmeden geleceğe de uyabilecek bir anlatım dili… Kendini birebir endüstri tasarımcısı olarak nitelendirmiyor; sadece kendi felsefesiyle var olmak, hayatı kendi yöntemiyle tarif etmek istiyor. Küreselleşmenin getirisi diğer her şeyde kendini hissettirdiği gibi, tasarımlarda da aynı lisanı konuşan ürünler olarak ortaya çıkıyor. Sarıyer, “dünya küçüldükçe aynı kodları almaya başlıyor çevresinde” diyor. Sarıyer’in farkı ve diğer tasarımcılardan hep bir adım önde oluşu da tüm zamanlar için geçerli olacak yaşam felsefesini tasarımlarına aktarmayı başarmasında yatıyor.
Sarıyer, çalışmalarında Türk sanayicisinin profilini, isteklerini, yeni pazarlama tekniklerini, piyasayı göz önünde bulundurduğunu belirtiyor. Firmaların pazarda büyüme beklentisiyle tasarıma yatırım yaptıklarını söyleyen ünlü tasarımcının, çalışacağı firmaları seçerken en önemli kriteri, ürettiklerini dünya tasarım arenasında sunmaları.
35- Aziz Sarıyer
Endüstriyel
Tasarımcı
Derin
Tasarım denen olgunun en “derin” haline ulaşmış olsa gerek. Onun elinden çıkan formlar eksile eksile sarsılmaz bir denge noktasına ulaşıyor sanki. Dünyevi yüklerinden uzak, ne bir eksik, ne bir fazla. Dünyanın yeni yeni keşfettiği sadelik, onun 40 yıllık öyküsünün anahtarı.
Türk tasarım dünyasının gerçek duayenlerinden ve dünyanın en iyi 100 tasarımcısından biri kabul edilen Aziz Sarıyer’in başarılarla dolu 40 yıllık tasarım hayatının anahtar kelimeleri, sadelik ve fark yaratmak. Güçlü bir anlatım diliyle neredeyse oyunsu, yalın formlara ulaşmak ya da en kısa cümleyle en anlamlı sözü söylemek… Dünyevilikle derdi yok belli, tasarımı diğerleriyle bir iletişim aracı olarak görüyor. Ne kadar az şeye ihtiyaç duyarsa o kadar özgür hisseden Sarıyer, “Kendimi özgürleştirmek isterken, daha özgür ürünler ortaya çıkarmaya başladım galiba…”diyor. Başarının sırrını ise tek bir kelimeyle tarif ediyor. İçtenlik…
Dünyaca ünlü Moroso, Zeritalia ve Cappellini firmalarına tasarım yapan Aziz Sarıyer, Ron Arad, Karim Rashid, Christophe Pillet gibi büyük isimlerle aynı kulvarda yer alıyor. Çalışmaları Wallpaper, Frame, Interni, Box International gibi önemli tasarım dergilerinin ‘en iyiler’ başlıkları altında yer alırken, Derin Design markasını taşıyan mobilyaları dünyanın 45 ülkesinde satılıyor.
Dünya O’nu konuşuyor
Sarıyer’in Türkiye’deki çok yönlü çalışmalarına Alparda ve Vitra gibi eski, Hamam gibi yeni markaları örnek gösterebiliriz. Aziz Sarıyer imzasının, çalıştığı firmalara geri dönüşümü de çok yönlü. Türkiye’de tasarıma ilk yatırım yapan firmalardan biri olan Alparda için Sarıyer, “farklı bakış açısıyla, yüksek bir nüveyle başladı bu işe” diyor. Alparda firmasına hazırladığı 2007 koleksiyonun çeşitli fuarlarda yer almasıyla marka, dünya basınının da ilgisini çekmeyi başardı. Alparda, Aziz Sarıyer imzasını taşıyan bu koleksiyonuyla İstanbul Design Week 2006 arkasından Köln Orgatec fuarında “farklı bir ifade, yeni bir bakış açısı” sözleriyle tanımlandı. Batı ülkelerinde distribütörlük ve acentelikler için anlaşmalara imza atan Alparda, şu sıralarda adını ihracat başarıları ile duyuruyor. Sarıyer, Hamam için ise kendi deyimiyle ‘banyo örtüleri’ tasarlıyor.
Hep bir adım önde
Onun tasarımında üretim sistemi, teknik ve malzeme geleneksel olsa da yansıttığı işlerde geleceğe dönük alternatifler var. Diğer bir deyişle naif bir bakış açısıyla geleceği anlatmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Bu onun mizacıyla da örtüşüyor. Malzemeye ve teknolojiye ters düşmeden geleceğe de uyabilecek bir anlatım dili… Kendini birebir endüstri tasarımcısı olarak nitelendirmiyor; sadece kendi felsefesiyle var olmak, hayatı kendi yöntemiyle tarif etmek istiyor. Küreselleşmenin getirisi diğer her şeyde kendini hissettirdiği gibi, tasarımlarda da aynı lisanı konuşan ürünler olarak ortaya çıkıyor. Sarıyer, “dünya küçüldükçe aynı kodları almaya başlıyor çevresinde” diyor. Sarıyer’in farkı ve diğer tasarımcılardan hep bir adım önde oluşu da tüm zamanlar için geçerli olacak yaşam felsefesini tasarımlarına aktarmayı başarmasında yatıyor.
Sarıyer, çalışmalarında Türk sanayicisinin profilini, isteklerini, yeni pazarlama tekniklerini, piyasayı göz önünde bulundurduğunu belirtiyor. Firmaların pazarda büyüme beklentisiyle tasarıma yatırım yaptıklarını söyleyen ünlü tasarımcının, çalışacağı firmaları seçerken en önemli kriteri, ürettiklerini dünya tasarım arenasında sunmaları.