Yaptığımız her haberden birçok şey öğreniyoruz. Benim şahsen bu ay kapak konumuz “En Yaratıcı 50 Türk” dosyasından öğrendiğim en önemli şey, para kazanmanın en ‘kolay’ yolunun yaratıcılık olduğuydu. Hani fizik denklemlerindeki kaldıraç faktörü vardır ya, işte para kazanma denkleminin de en önemli kaldıracının artık yaratıcılık olduğuna inanıyorum. Neden mi? Listemize giren isimleri meslektaşlarıyla kıyasladığımda, daha kısa sürede daha başarılı olduklarını ve tabii ki daha çok kazandıkları dikkatimi çekti. Belki onlar rakiplerine göre daha az fiziki çaba ve daha az zaman harcıyorlar. Ama onlardan çok daha fazla zihinsel çaba sarf ediyorlar. Bu sayede ortaya koydukları işler daha yüksek katma değer yaratıyor. Bu katma değerden de şüphesiz en çok kendileri nasibini alıyor.
Yalnız benim için bu öğrenme sürecinin asıl ilginç olan yanı, bu yaratıcı isimlerin hemen hiç birinin öncelikli amacının daha çok para kazanmak olmadığını öğrenmem oldu. Bu ay Cem Yılmaz’la da Cem Boyner’le de görüşürken, Ali Taran’ın mektubunu okurken, diğer yaratıcı isimler hakkında bilgiler toplarken hep aslında bu konuyu düşündüm. İnsanlar, asıl amaçları daha fazla para kazanmak olmasa da yaratıcılıkları sayesinde daha fazla para kazanıyorlar. Belki bu tavırları da yaratıcılıklarını besleyen bir süreç…
Peki bu insanları rakiplerinden ayıran ne oluyor? Rakipleri yeni bir iş yaparken daha fazla kazanmayı, daha garanti bir gelir düzeni kurmayı, hızla büyüyecek bir iş yapmayı planlarken; onlar farklı olmayı, daha önce hiç yapılmamış bir şeyler yapmayı amaçlıyorlar. Bu yaklaşımları onlara daha katma değerli işler yapma imkanı sağlıyor. Katma değeri yüksek ürün ve hizmetler de para, ün ve itibar olarak geri dönüyor. Sadece onlara değil, çalıştıkları firmalara da… Reklamlarında Cem Yılmaz çalışan firmalar, Aziz Sarıyer’in tasarımlarını üreten ve satan mobilyacılar, markalarını Serdar Erener ile birlikte inşa eden firmalar, Ayşe ve Ece Ege ile çalışan hazır giyimciler de rakiplerine göre daha çok kazanıyorlar. Böyle bir liste oluştururken sivil toplumdaki yaratıcı girişimleri de pas geçmek istemedik. Adaylar arasına az da olsa Türkiye’nin en başarılı sivil toplum girişimcilerini yerleştirdik. İlginç bir şekilde bu sivil toplum girişimcilerinin hepsi ilk 50 arasına girmeyi başardı. Bu konuda bizde, “acaba sivil toplumumuz bu kadar yaratıcı mı, yoksa jüri üyeleri sivil topluma karşı bir minnet duygusu mu geliştiriyorlar” hissiyatını oluşturdu. Yine de jürinin kararlarına saygı duyarak aynı o şekilde yer verdik listede. Değerlendirme sizin…